Elbe Bisiklet Turu: Dresden’den Prag’a

Geçtiğimiz hafta burada 2 günlük bir resmi tatil vardı. Birkaç günlük bir bisiklet gezisi için çok uygun bir fırsattı. Ülker’le trene atlayıp Dresden’e gittik, ben dönüşü bisikletle yapacaktım.

Elbe Vadisi’ni birkaç kez trenden izleme şansım olmuştu. Bu vadiyi ve vadi boyunca uzanan bisiklet yolunu gördüğüm ilk günden beri buraya gelmek istiyordum. Özellikle Çek Cumhuriyeti ile Almanya sınırları yakınlarındaki bölge ayrı bir güzel… Vadinin derinleştiği, nehrin genişlediği bu bölümün güneyi Bohemya/Çek İsviçresi (Bohemian/Czech Switzerland – České Švýcarsko) kuzeyi ise Saksonya İsviçresi (Saxon Switzerland – Sächsische Schweiz) olarak adlandırılıyor. Vadi duvarlarının metrelerce yükseldiği, sarp kayalıkların tepesinde yer alan kalelerin, kaya kulelerinin ve yeşilin her tonunun bulunduğu çok geniş bir milli park alanı burası. Continue reading

Posted in Avrupa, Bizim Gezi Yazılarımız, Cek Cumhuriyeti, Gezenlerin Yazdıkları, kampli gezi, yok | Leave a comment

Tuna Nehri Bisiklet Turu: 1. Bölüm (Donaueschingen’den Regensburg’a)

Avrupa’nın ortasından başlayıp 2.850 km yol alarak, 10 ülkeden, 4 başkentten geçerek Karadeniz’e dökülen bir nehir; Tuna Nehri

Yolculuğu boyunca binlerce tür canlıya, milyonlarca insana ve çok geniş tarım arazilerine hayat veren Tuna Nehri, Volga Nehri’nden sonra Avrupa’nın en uzun ikinci nehri ünvanını taşıyor.

Continue reading

Posted in Avrupa, Cek Cumhuriyeti, Gezi Yazıları, kampli gezi | Leave a comment

Mélnik

Trenle git, bisikletle dön serisinin yeni bölümünden sevgiler, selamlar! Bu seferki istikamet Mélnik! (okunuşu “Miyelnik”, “Melnik” diye telaffuz edince yüzünüze bakıyorlar sadece) 🙂

Mélnik, Prag’ın (kuş uçuşu) 30 km kuzeyinde bulunan bir kasaba.

15 yüzyıldan uzun süredir yerleşim merkezi olan bu yer iki açıdan oldukça ünlü; ilki şarabı. Hristiyanlık’ın Bohemya’da baş göstermesiyle birlikte kiliseye hizmet emek üzere Mélnik’te üzüm bağları kurulmuş. Şarap üretimi bugün de devam ediyor.

İkincisi ise Vltava ve Elbe nehirlerinin birleştiği nokta oluşu. Vltava Nehri, Çek topraklarında doğup, Elbe Nehri ile birleşene dek 430 km boyunca Çek topraklarında akıyor, yani ulusal bir nehir. (okurken bunu dinleyebilirsiniz)

Elbe (Labe) Nehri de Çek topraklarında doğuyor (Polonya sınırı yakınlarında), ancak çok daha uzun bir yol katederek (kimi kaynaklara göre 1’100 km, kimi kaynaklara göre ise 1’160 km) Almanya’nın kuzeyinde Kuzey Denizi’ne dökülüyor.

Continue reading

Posted in Avrupa, Bizim Gezi Yazılarımız, Cek Cumhuriyeti, Gezi Yazıları | Leave a comment

Auckland Volkanları

Bu güzide şehrimizde meğer 53 tane volkan varmış. Bisiklet sürmeyi zorlayıcı hale getiren iki faktörden biri bu volkanlar diğeri de yağmurlar. Bir mahalleden öbürüne giderken mutlaka bir iniş çıkış yapıyorsunuz, sahil hattı dışında öyle dümdüz basayım diyebileceğimiz bir şehir değil.

Continue reading

Posted in Bizim Gezi Yazılarımız, Gezenlerin Yazdıkları, Gezi Yazıları, Yeni Zelanda | Leave a comment

Kutná Hora

Prag’tan trenle 2-3 saatte ülkenin neredeyse her köşesine gitmek mümkün. Böyle olunca hafta sonları bir yer belirleyip bir gün gezmeye bir gün de bisikletle güzel yollardan geri dönmeye ayrılabilir aslında.

Bu hafta sonu, uzun zamandır merak ettiğimiz Kutná Hora’ya gitmeye karar verdik. Hava durumu, hafta sonu sıcaklığın 5-6 derece daha düşeceğini bildiriyordu ve geçen hafta başından beri bir tülü kurtulamadığım bir boğaz ağrısı ile uğraşıyordum. Cumartesi sabahı uyandığımda hava durumuna baktım; -13 derece gösteriyordu ama güneşliydi çok şükür!!

 

 

 

Continue reading

Posted in Avrupa, Cek Cumhuriyeti, Gezi Yazıları | 2 Comments

Auckland’ın Doğu Kıyıları

This gallery contains 56 photos.

İstanbul’lu bir pedalbasıcı olarak 1 Ağustos itibariyle taşındığımız dünyanın öbür ucundaki bu güzide şehrimizde bisiklet ana ulaşım aracımız oldu desek yeridir. İstanbul’da yaşarken Kilyos’ta oturuyorduk. İşim ise Beylikdüzü’ndeydi, gidiş geliş 130 km. Heyecan stres az gelmiş olacak ki tam ters … Continue reading

More Galleries | Leave a comment

Karlštejn

Gün geçtikçe alışmaya ve daha çok sevmeye başlıyorum Çek Cumhuriyeti’ni (yeni ama henüz benimsenmeyen adıyla Çekya’yı). Bunun birkaç sebebi var;

  • İstanbul’dan çıkıp gelince aptala dönmüyorsunuz, uyum sağlaması kolay.
  • İnsanlar, bazı ülkelerdeki gibi şımarık, ukala değiller (genelleme için kusura bakmayın), tamam çok sıcakkanlı sayılmazlar ama en azından medeniler ve kendi işlerine bakıyorlar; size de karışmıyorlar.
  • Kavgacı ya da huzursuz değiller. Son 300-400 yıldır da pek savaşmamışlar zaten. İsteyene vermişler ülkeyi “Nasıl olsa sonra ger alırız” deyip ve çoğunlukla da -biraz az, biraz fazla- geri almışlar memleketlerini.
  • İnsanların öncelikleri lüksten ziyade günlük ihtiyaçlarını karşılamak. Biraz geçmişin, biraz da bugünkü ekonomik şartların etkisiyle, insanlar çılgın gibi tüketme alışkanlığından kısmen uzaklar (en azından görebildiğimin büyük bir kısmı)
  • Her ne kadar Avrupa’da da olsanız bir tarafı hâlâ “eski” olan bir ülke. O eskiliğin içinde aradığınız her ne ise denk gelme ihtimaliniz yüksek. Ortaçağa ya da daha yakın tarihe dönmek isterseniz zorlanmadan yapabilirsiniz bunu.
  • Her yere çok yakın ve küçük bir ülke olması nedeniyle gezmesi, görmesi son derece kolay.
  • Tren yolları çok güzel, trenleri de güzel ve ulaşım fiyatları oldukça uygun. (otobüs fiyatları da aynı şekilde)
  • Bisiklet yolları -şimdilik sadece Pragtakiler için söyleyebilirim- baya güzel ve bisiklet yolları üzerinde bira bahçeleri var! (Öyle ki nehrin sağ yakasındaki yoldan kuzeye doğru giderken yolun bir bölümünde 5 kilometrelik mesafede 6 tane bira bahçesi varmış, uzun bir yol yani…) 🙂
  • Meraklısına not; sokakta ot içmek serbest (püfffff)

Bunları sıraladıktan sonra, yukarıdaki maddelerden birkaçını bir araya getiren bir gezi yazısı paylaşmak istedim sizinle. Continue reading

Posted in Avrupa, Cek Cumhuriyeti, Gezi Yazıları | 1 Comment

Nereden gelir bu nehir, nereye akar?

28 Eylül’de Prag’a geldik, daha doğrusu taşındık. Güzel bir şehir Prag, İstanbul’a kıyasla oldukça küçük ve sakin. Şehrin tam ortasından Vltava Nehri geçiyor; o da şehir gibi sakin ve güzel.

Geldiğimden beri Vltava’nın aşağısında ve yukarısında ne olduğunu görmek istiyordum. Çok küçük de olsa bir kısmını görebilmek için bisikletle “aşağı doğru” pedal bastım.

Öncelikle şunu söyleyeyim, burası bisiklete binmek için çok müsait bir şehir. Oldukça iyi bir bisiklet yolu ağı var şehirde. Merkezde ya da merkezin dışında olsun fark etmiyor, etrafta bisikletliler için konmuş sarı tabelalar görüyorsunuz. Bu tabelaların bazıları biraz daha büyük ve üzerlerinde yol numarası, istikamet ve mesafe bilgileri bulunuyor. Bazıları ise daha küçük ve sadece üzerinde olduğunuz yolun hangisi olduğunu ya da … numaralı yola girmek için hangi yöne dönmeniz gerektiğini gösteriyor. Hatta karışıklık olması muhtemel noktalarda yere boya ile oklar çizildiği de oluyor. A1 ve A2 popi yollar, nehrin sağ ve sol kıyısı boyunca uzanan yollar bunlar.001

Continue reading

Posted in Avrupa, Cek Cumhuriyeti | Leave a comment

I’m a pedalbasıcı in New York

Efendim New York’a geleli 10 gün oldu ve bu şehirde bisikletle ulaşım konusunda bir takım tecrübelerim oldu. İşe bisikletle gitmeye başladım, çünkü olması gereken de bu.

2014-06-20 19.54.50

Öncelikle sizi ev arkadaşım Uğur’un bana ödünç verdiği bisikletle tanıştırayım. Kendisine burdan teşekkürlerimi ileteyim.

Burası dümdüz bir şehir olduğundan insanlar hafif, vitessiz ya da az vitesli bisikletler kullanıyor. Ben Manhattan’a köprüden gittiğim için benim bisikletin vitesli olması iyi oldu.

New York’ta, özellikle Manhattan’da çok fazla sayıda ve kaliteli bisiklet yolu var.  Aşağıdaki haritadaki yeşil yollar bisiklet için özel yapılmış yollar, maviler bisiklet şeridi barındıran araba yolları, kırmızılar ise bisiklet şeridi olmayan ama bisikletlilere tavsiye edilen araba yolları.site6

Dün akşam işten dönerken mavi yollardan birinden aşağıdaki fotoğrafı çektim. Görüldüğü üzere gayet rahat bir bisiklet yolu. Bir yan taraftaki trafiğe bakın bir de bisiklet yoluna. Mis gibi değil mi? Gerçi bisiklet yolları da bazen dolu olabiliyor, özellikle Manhattan’ın ortasında (midtown).

Continue reading

Posted in yok | Leave a comment

Yine kara adamlarla bisiklete bindim…

Bu sefer Kenya’nin komsusu Tanzanya’ya. Cunku orada Kilimanjaro dagi var. Bir de Afrika’da baska ulke gormek icin. Aslinda batidan doguya gittikce insanlarin rengi degisiyormus ama burada guneye dogru indigimden herhalde, hepsi ayniydi.

2013-12-24 11.05.17

Continue reading

Posted on by cobanodeccaltes | Leave a comment